Doçent adayları, doçentlik başvurusu dönemlerinde hazırladıkları Asgari Başvuru Şartlarının Sağlandığına İlişkin Bildirim Formunda (beyanname) yanlış ve yanıltıcı beyanda bulunabilmektedirler. Bir doçent adayının makalesini “ulusal makale” kriteri yerine “uluslararası makale” kriteri altında puanlaması, bu duruma örnek gösterilebilir. Ayrıca bu durum bazen, doçent adayından bağımsız olarak, Doçentlik Bilgi Sistemindeki eksiklik ve hatadan da kaynaklanabilmektedir.

15.04.2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliği’nin 7’nci maddesinin 9’uncu fıkrasında, doçent adayının beyanname yanlış ve yanıltıcı beyanda bulunma etik ihlal fiilini işlemesi halinde yapılacak işlemler düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca, “Jüri üyelerince doçentlik değerlendirme başvurusuyla ilgili olarak adayın yanıltıcı bilgi veya belge sunduğunun ileri sürülmesi veya re'sen tespit edilmesi halinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar Üniversitelerarası Kurul, doçentlik başvurusuyla ilgili herhangi bir işlem yapmaz. İlgili bilimsel araştırma ve yayın etiği komisyonu tarafından yapılacak inceleme neticesinde iddianın doğru olduğunun tespiti halinde adayın başvurusu iptal edilir.  …”

Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi’nin “Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiğine Aykırı Eylemler” başlıklı 4’üncü maddesinin 2’nci fıkrasının (l) bendinde ise “Akademik atama ve yükseltmelerde bilimsel araştırma ve yayınlara ilişkin yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunmak” fiili, diğer etik ihlal türleri arasında sayılmıştır.

Gerek Doçentlik Yönetmeliği’nin 7’nci maddesinde bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık halleri (m. 7/7) ile adayın yanıltıcı bilgi veya belge sunmasının (m. 7/9) ayrı ayrı düzenlenmiş olması gerekse Yönerge de “Akademik atama ve yükseltmelerde bilimsel araştırma ve yayınlara ilişkin yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunmak” fiilinin diğer etik ihlal türleri arasında sayılması, yanlış ve yanıltıcı beyanda bulunma fiili ile diğer etik ihlaller arasında bir ayrım yapılmasını gerektirmektedir.

Nitekim uygulamada da jüriler tarafından hatalı beyanların, adayın beyannamesindeki ilgili bölümde yer alan puanlardan düşüldüğü, bu düşüş sonucunda adayın ilgili bölüm veya toplam puan şartını sağlamaması halinde (etik ihlal nedeniyle değil) asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönünde rapor düzenlediği ve Doçentlik Komisyonu tarafından da bu raporların uygun görülerek adayın başvurusunun (etik ihlal nedeniyle değil) başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği görülmektedir. Ancak kimi zaman da bu kararlardan farklı olarak yanlış ve yanıltıcı beyanda bulunmak fiili, etik ihlal nedeniyle adayın doçentlik başvurusunun iptaline neden olmaktadır.

 

Doçentlik başvurularında yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunmak, etik ihlal sayılmaz:

Gerek mevzuatta ve gerekse uygulamada yanlış ve yanıltıcı beyanda bulunma fiili ile diğer etik ihlalleri arasındaki bu farklılık mahkeme kararlarına da yansımıştır. İdari yargı yerleri yanlış ve yanıltıcı beyanda bulunma fiili nedeniyle (etik ihlal) verilen doçentlik başvurusunun iptaline karşı açılan davalarda, adayların beyannamelerini düzenlerken yaptıkları hatalı beyanlarının etik ihlal olarak değerlendirilemeyeceğine, bu tür hataların adayın puanının hesaplanmasında, bir başka ifade ile asgari başvuru şartlarını taşıyıp taşımadığının tespitinde gözönüne bulundurulması gerektiğine karar vermektedir.